Viladimir Ýliç Lenin
Üçüncü Enternasyonal ve Tarihteki Yeri
15 Nisan 1919
V. I. Lenin, Collected Works, 4th English Edition, Progress Publishers, Moscow, 1965, Vol. 29, pp. 305-313.
[Türkçesi: Lenin, Marx-Engels-Marxizm, Sol Yayýnlarý, Mayýs 1990, Ýkinci Baský, s: 268-274]
ÝTÝLAF ülkelerin emperyalistleri, Sovyel Cumhuriyeti'ni, bir salgýn merkezi olarak, kapilalist dünya ile iliþkisini koparmak gayretiyle abluka altýna alýyorlar. "Demokralýk" kurumlarýyla böbürlenen bu insanlar, Sovyet Cumhuriyeti'ne olan nefretleriyle öylesine körleþmiþlerdir ki, kendilerini ne gülünç duruma düþürdüklerini görmüyorlar. Düþünün bir, diþinden týrnaðýna dek silahlanmýþ ve bütün dünya üzerinde bölünmemiþ askeri bir egemenlik kuran geliþmiþ, en uygar ve en "demokrat" ülkeler, harap olmuþ, aç, geri ve hatta, kendi deyimleriyle, yarý- yabanýl bir ülkeden gelen ideolojik enfeksiyondan ölümcül bir korkuya kapýlýyorlar!
Tek baþýna bu çeliþki, bütün ülkelerin çalýþan yýðýnlarýnýn gözlerini açýyor ve emperyalist Clemenceau, Lloyd George, Wilson'un ve bunlarýn hükümetlerinin ikiyüzlülüklerinin gözler önüne serilmesine yardýmcý oluyor. (sayfa 275)
Ne var ki bi:z, yalnýzca kapitalistlerin sovyetlerden körce nefretlerinden deðil, ayný zamanda, birbirlerinin tekerlerine çomak sokmaya varan kendi aralarýndaki çekiþmelerinden de yardým görüyoruz. Gerçek bir sessizlik tertibi içine girmiþlerdir, çünkü genel olarak Sovyet Cumhuriyeti'ne iliþkin gerçek bilgilerin ve özel olarak da resmi belgelerin yayýlmasýndan umutsuz bir korku duymaktalar. Gene de, Fransýz burjuvazisinin baþta gelen organý Le Temps, Moskova'da Üçüncü Komünist Enternasyonalin kuruluþu konusunda bir haber yayýnladý.
Bundan ötürü, Fransýz burjuvazisinin baþta gelen organýna, Fransýz þovenizminin ve emperyalizminin bu önderine en saygýlý teþekkürlerimizi bildiririz. Bize saðlamakta olduðu etkili ve becerikli yardýmýný takdirle karþýladýðýmýzýn bir belirtisi olarak Le Temps'a aydýnlatýcý bir uyarý göndermeye hazýrlanýyoruz.
Bizim radyo mesajlarýmýza dayanarak Le Temps'ýn haberini derleyiþ tarzý, para babalarýnýn bu organýný harekete geçiren nedeni açýk ve tam bir biçimde açýða çýkartýyor. Wilson'u, "görüþmeye girdiðin insanlara bir bak" dermiþçesine, dürtmek istemiþtir. Para babalarýnýn emirlerini yazýya geçiren bu alýklar, Wilson'u bolþevik gulyabanisiyle korkutma giriþimlerinin, çalýþan halk üzerinde bolþeviklerin bir reklamý haline geldiðini görmüyorlar. Fransýz milyonerlerinin organýna bir kez daha en saygýlý teþekkürler!
Üçüncü Enternasyonal, Ýtilaf emperyalistlerinin ya da Almanya'da Scheidemann'lar, Avusturya'da Renner'ler gibi kapitalist uþaklarýnýn küçük ve sefil oyunlarýyla, bu Enternasyonalin haberlerini ve dünya iþçi sýnýfý arasýnda yayýlmakta olan ilgiyi önleyecek engellerin elvermediði koþullardaki bir dünyada kurulmuþtur. Bu koþullar, çok hýzlý olarak her yerde açýk bir biçimde geliþmekte olan proletarya devriminin büyümesiyle ortaya çýkmýþtýr. Bu koþullar, gerçekten de uluslararasý bir güce eriþmiþ olan çalýþan halk arasýndaki Sovyet hareketi ile ortaya çýkmýþtýr.
Birinci Enternasyonal (1864-72), iþçilerin sermayeye karþý devrimci saldýrýlarýný hazýrlamak için bunlarýn uluslararasý bir (sayfa 276) örgütünün temelini atmýþtýr. Ýkinci Enternasyonal (1889-1914), büyümesi, devrimci düzeyindeki geçici bir düþme sonunda, bu Enternasyonalin utanç verici bir biçimde daðýlmasýna yolaçan oportünizmin geçici bir kuvvet kazanmasý pahasýna geniþliðine bir geliþme gösteren proleter hareketin uluslararasý bir örgütü idi.
Üçüncü Enternasyonal, fiili olarak, 1918'de, oportünizme ve sosyal-þovenizme karþý yýllar boyu, özellikle de savaþ sýrasýnda verilen mücadelenin bir dizi ülkede komünist partilerinin oluþmasýna yolaçtýðý bir zamanda ortaya çýktý. Resmi olarak, Üçüncü Enternasyonal, 1919 Martýnda Moskova'daki Birinci Kongresinde kurulmuþtur. Ve bu Enternasyonalin en belirleyici özelliði, marksizmin emrettiði þeylerin yerine getirilmesi, yerleþtirilmesi ve sosyalizmin ve iþçi sýnýfý hareketinin yýllar boyu süren ülkülerinin gerçekleþtirilmesi tarihsel görevi - iþte bu görev , Üçüncü Enternasyonalin bu en belirleyici özelliði, yeni, üçüncü, "Uluslararasý Ýþçi Birliði"nin, bir ölçüde Sovyet Sosyalist Cumhuriyetleri'nin bir birliðine dönüþmeye baþlamýþ olmasý olgusu içinde kendini hemen ortaya koymuþtur.
Üçüncü Enternasyonal, sosyalizm için proleter mücadelenin, uluslararasý mücadelenin temelini attý.
Ýkinci Entemasyonal, hareketin bir dizi ülkede, geniþ yýðýnsal yaygýnlaþmasýnýn tabanýnýn hazýrlandýðý bir dönemi belirlemiþtir.
Üçüncü Entemasyonal, Ýkinci Enternasyonalin, oportünist, sosyal-þoven, burjuva ve küçük-burjuva pisliklerini ayýklayarak, onun çalýþmalarýnýn meyvelerini topladý ve proletaryanýn diktatörlüðünü gerçekleþtirmeye baþladý.
Dünyanýn en devrimci hareketine, sermayenin boyunduruðunu atma yolundaki proletarya hareketine önderlik etmekte olan partilerin uluslararasý ittifaký, proletaryanýn diktatörlüðünü gerçekleþtirmekte olan ve uluslararasý boyutlarda kapitalizm üzerindeki zaferinin somutlaþmasý olan çeþitli sovyet cumhuriyetleri biçiminde, þimdi benzeri görülmedik saðlamlýkta bir temel üzerinde oturmaktadýr.
Üçüncü Komünist Enternasyonalin çað açan önemi, (sayfa 277) Marx'ýn baþ sloganýný, sosyalizmin ve iþçi sýnýfý hareketinin yüzyýllar süren geliþmesini özetleyen sloganý, proletaryanýn diktatörlüðü kavramý içinde ifade edilen sloganý gerçekleþtirmeye baþlamasýnda yatar.
Bu önsezi ve bu teori -bir dahinin önsezisi ve teorisi- bir gerçeklik haline geliyor.
Bu Latince sözlükler þimdi çaðdaþ Avrupa'nýn bütün halklarýnýn dillerine -dahasý, dünyanýn bütün dillerine- çevrilmektedir.
Dünya tarihinde yeni bir dönem baþlamýþtýr. Ýnsanlýk, köleliðin en son biçimini -kapitalist ya da ücret köleliðini- sýrtýndan atmaktadýr.
Kendisini kölelikten kurtararak insan ilk kez gerçek özgürlüðe doðru ilerliyor.
Nasýl oluyor da, Avrupa'nýn en geri ülkelerinden biri, proletarya diktatörlüðünün kurulmasýnda ve Sovyet Cumhuriyeti'nin örgütlenmesinde ilk ülke oluyor? Rusya'nýn geriliði ile burjuva demokrasisinden atlayarak, demokrasinin en yüksek biçimine, sovyete, ya da proleter demokrasisine yapmýþ olduðu "sýçrama" arasýndaki çeliþki olduðunu söylersek pek yanýlmýþ olmayacaðýz - Batýdaki halkýn sovyetlerin rolünü kavramada karþýlaþtýklarý zorluðun ya da kavramada gösterdikleri yavaþlýðýn nedenlerinden biri (sosyalist önderlerinin çoðunluðunun sýrtýna yüklenen oportünistçe alýþkanlýklarýn ve darkafalý önyargýlarýn safrasýndan ayrý olarak), bu çeliþki olmuþtur.
Bütün dünyanýn çalýþan halklarý, proleter mücadelesinin bir aracý olarak ve proleter devletin bir biçimi olarak, sovyetlerin önemini içgüdüsel olarak kavradýlar. Ama oportünizmle çürümüþ "önderler", hâlâ genel olarak "demokrasi" diye adlandýrdýklarý burjuva demokrasisine tapmayý sürdürüyorlar.
Proletarya diktatörlüðünün kurulmasýnýn, esas olarak, Rusya'nýn geriliði ile onun burjuva demokrasisinin üzerinden "sýçramasý" arasýndaki "çeliþki"yi doðurmuþ olmasý þaþýrtýcý deðil midir? Tarih bize, bir dizi çeliþkisi olmayan yeni bir demokrasi biçimi saðlamýþ olsaydý, bu þaþýrtýcý olurdu.
Modern bilime iliþkin genel bir bilgisi olan herhangi bir (sayfa 278) marksiste ya da herhangi bir kiþiye, gerçekten de, deðiþik kapitalist ülkelerin proletarya diktatörlüðüne geçiþinin, ayný yolda ya da ona uyumlu bir simetri içinde olup olmayacaðý sorulsaydý, hiç kuþkusuz yanýtý olumsuz olacaktý. Kapitalist dünyada uyumlu, ya da simetrik bir geliþme hiç bir zaman olmamýþtýr, olamazdý da. Her ülke kapitalizmin ve iþçi sýnýfý hareketinin önce bir, sonra da bir baþka yönünü ya da özelliðini ya da özellikler grubunu daha güçlü olarak geliþtirmiþtir. Geliþme süreci eþit olmayan bir yolda oluþtu. Fransa büyük burjuva devrimini gerçekleþtirdiði ve bütün Avrupa kýtasýný tarihsel olarak yeni bir yaþama gözlerini açmaya zorladýðý zaman, Ýngiltere, ayný zamanda, Fransa'dan kapitalist yönde daha çok geliþtiði halde, karþý-devrimci koalisyonun baþýnda bulunuyordu. Ne var ki, bu dönemin Ýngiliz iþçi sýnýfý hareketi, geleceðin marksizminin içerdiði þeylerin çoðunu daha o zamanlar parlak bir biçimde yaþamýþtý. Ýngiltere, dünyaya, çartizmi, ilk geniþ, gerçekten de yýðýnsal ve siyasal yönden örgütlenmiþ proletarya devrimci hareketini verdiði zaman, pek çoðu zayýf olan burjuva devrimleri Avrupa kitasýnda görülüyordu ve Fransa'da proletarya ile burjuvazi arasýndaki ilk büyük içsavaþ patlamýþtý. Burjuvazi, proletaryanýn çeþitli ulusal gruplarýný farklý ülkelerde farklý yollardan birer birer yendi.
Ýngiltere, Engels'in dediði gibi, burjuvazinin, bir burjuva aristokrasisi yanýnda, proletaryanýn gerçek bir burjuva üst tabakasýný da yarattýðý bir ülke modeli idi. Birkaç on yýldan beri bu geliþmiþ kapitalist ülke, proletaryanýn devrimci mücadelesinde geride kalmýþtý. Fransa, dünya tarihi geliþmesine son derece önemli katkýlarý olan, burjuvaziye karþý 1848 ve 1871'de iþçi sýnýfýnýn iki kahramanca baþkaldýrmasýnda proletaryanýn kuvvetini tüketmiþ görünüyordu. O zaman iþçi sýnýfý hareketinin enternasyonalinde önderlik Almanya'ya geçti; bu, Almanya'nýn iktisadi yönden Ýngiltere ve Fransa'nýn gerisinde kaldýðý 19. yüzyýlýn yetmiþlerinde oldu. Ama Almanya, bu iki ülkeyi ekonomik yönden geride býrakýnca, yani 20. yüzyýlýn ikinci on yýlýna doðru, Almanya'nýn marksist iþçi partisi, bütün dünya için bir (sayfa 279) örnek olan bu parti, bir avuç alçaðýn alçaðýný -Scheidemann ve Noske'den David ve Legien'e kadar- en kirli edepsizleri, kendilerini kapitalistlere satan, monarþinin ve karþý-devrimci burjuvazinin hizmetinde bulunan iðrenç cellatlarý baþýnda buldu.
Dünya tarihi, yolundan sapmadan proletarya diktatörlüðüne doðru gidiyor, ama bunu, pürüzsüz, yalýn ve dosdoðru olmayan bir yolda yapýyor.
Karl Kautsky'nin hâlâ bir marksist olduðu ve Scheidemann'larla birliði savunmaya ve sovyet ya da proleter demokrasisine karþý burjuva demokrasisini desteklemeye baþlamasýyla marksizmin döneði olmadýðý zamanlar, "Slavlar ve Devrim" baþlýðýný taþýyan bir makale -bu, yüzyýlýn dönümünde oluyordu- yazdý. Bu makalede, dünya devrimci hareketindeki önderliðin slavlara geçme olasýlýðýný gösteren tarihsel koþullarý çizmiþti.
Ve öyle oldu. Devrimci proleter enternasyonalinde, önderlik, bir süre için -hiç söylemeye gerek yok ki kýsa bir süre için- Ruslara geçmiþ bulunmaktadýr, týpký 19. yüzyýlýn çeþitli dönemlerinde, önce Ýngilizlerin, sonra Fransýzlarýn, sonra da Almanlarýn eline geçmesi gibi.
Büyük proleter devrimine baþlamanýn Ruslar için geliþmiþ ülkelerden daha kolay olduðunu, ama onu sürdürmelerinin ve sosyalist toplumun eksiksiz örgütlenmesi anlamýnda, devrimi nihai zaferine götürmelerinin daha zor olacaðýný birkaç kez söyleme fýrsatýný bulmuþtum.
Baþlamak bizim için daha kolaydý, birincisi, çünkü -20. yüzyýl Avrupasý için- çar monarþisinin eþi görülmedik siyasal geriliði, yýðýnlarýn devrimci hücumlarýna eþi görülmedik bir güç vermiþtir. Ýkincisi, Rusya'nýn geriliði, proletaryanýn, burjuvaziye karþý devrimini, toprakbeylerine karþý köylü devrimi ile kendine özgü bir yolda birleþtirmiþtir. Ekim 1917'de hareket noktamýz budur ve eðer ordan baþlamamýþ olsaydýk zaferi böyle kolay gerçekleþtiremezdik. Daha 1856'da Marx, Prusya ile ilgili olarak proleter devrimi ile köylü savaþýnýn özel bjr bileþimi olasýlýðýndan sözetmiþtir. 1905'in baþýndan itibaren (sayfa 280) bolþevfkler, proletaryanýn ve köylülüðün devrimci-demokratik diktatörlüðü düþüncesini savunmuþlardýr. Üçüncüsü, 1905 devriminin iþçi ve köylü yýðýnlarýnýn siyasal eðitimine çok büyük katkýlarý olmuþtur, çünkü bu devrim, yýðýnlarýn öncüsünü Batýdaki sosyalizmin "son sözü" ile ve gene çünkü yýðýnlarýn devrimci eylemi ile tanýþýk hale getirmiþtir. 1905'te yaptýðýmýz gibi böyle bir "kostümlü prova" olmaksýzýn 1917 devrimleri -hem Þubat burjuva devrimi, hem de Ekim proleter devrimi-- olanaksýz olacaktý. Dördüncüsü, Rusya'nýn coðrafi koþullarý, onu, öteki ülkelerden daha uzun süre kapitalistlerin, geliþmiþ ülkelerin üstün askeri gücüne karþý direnme olanaðýný saðladý. Beþincisi, proletaryanýn köylülüðe karþý özgül tutumu, burjuva devriminden sosyalist devrime geçiþi kolaylaþtýrmýþ ve kent proletaryasýnýn kýrsal kesimdeki çalýþan halkýn yarý-proleter ve yoksul kesimlerini etkilemesini kolaylaþtýrmýþtý. Altýncýsý, grev eylemlerindeki uzun süreli eðitim ve Avrupa'nýn yýðýnsal iþçi sýnýfý hareketinin deneyimleri sovyetler gibi proletaryanýn devrimci örgütünün böyle biricik bir biçiminin -derin ve hýzla yýðýnlaþan devrimci bir durumdan- çýkmasýný kolaylaþtýrmýþtýr.
Bu sýralama, kuþkusuz, tam deðildir,ama þimdilik yeterli olacaktýr.
Sovyet, ya da proleter demokrasisi, Rusya'da doðdu. Paris Komünü ardýndan ikinci bir çað açan adým atýldý. Proleter ve köylü sovyeti cumhuriyeti, dünyada ilk kalýcý sosyalist cumhuriyet olduðunu tanýtladý. Yeni bir devlet biçimi olarak yok olmasý olanaksýzdýr. Bu devlet bundan böyle tek baþýna olmayacaktýr.
Sosyalizmin kurulmasý iþinin sürdürülmesi ve tamamlanmasý için, daha çok, pek çok þey gereklidir. Daha geliþmiþ ülkeler içerisinde, proletaryanýn daha çok aðýrlýk ve etkinlik kazandýðý Sovyet Cumhuriyetleri, bir kez proletarya diktatörlüðü yolunu tutunca, Rusya'nýn ötekileri geride býrakmasý için her türlü þansa sahiptir.
Ýkinci Entemasyonalin iflasý, þimdi ölmekte ve canlý canlý çürümektedir. Aslýnda Dünya burjuvazisine uþaklýk rolünü (sayfa 281) oynamaktadýr. Gerçek anlammda sarý enternasyonaldir. Önde gelen, Kautsky gibi ideolojik liderleri, burjuva demokrasisini yüceltmekte ve genel "demokrasi" olarak, ya da -daha da aptalcasý ve daha da toycasý- "saf demokrasi" olarak adlandýrmaktadýrlar.
Burjuva demokrasisi gününü doldurmuþtur, týpký Ýkinci Entemasyonalin, hareketin görevi iþçi yýðýnlarýný burjuva demokrasisi çerçevesi içersinde eðitmek olduðu zamanlarda tarihsel olarak gerekli ve yararlý iþler yapmýþ olduðu halde, gününu doldurmuþ olmasý gibi.
Ne denli demokratik olursa olsun, hiç bir burjuva cumhuriyeti, çalýþan halkýn sermaye tarafýndan baský altýna alýnmasýnýn bir aracý, burjuvazinin diktatörlüðünün, sermayenin siyasal yönetiminin bir aracý olma iþlevini yapan bir makineden baþka bir þey olmamýþtýr ve olamazdý da. Demokratik burjuva cumhuriyeti, çoðunluk yönetimini vaadetmiþ ve bunu ilan etmiþti, ama topraðýn ve öteki üretim araçlarýnýn özel mülkiyeti var olduðu sürece bunu hiç bir zaman gerçekleþtiremedi.
Burjuva demokratik cumhuriyetinde "özgürlük" aslýnda zengin olan için özgürlüktü. Proleterler ve çalýþan köylüler, bundan, kendi güçlerini sermayeyi alaþaðý etmek, burjuva demokrasisinin üstesinden gelmek amacýyla yararlanabilirdi ve yararlanmalýydý da, ama gerçekte çalýþan yýðýnlar, genel bir kural olarak, kapitalizm koþullarýndaki demokrasiden yararlanamamýþlardý.
Sovyet ya da proleter demokrasisi, dünyada ilk kez yýðýnlar için, çalýþan halk için, fabrika iþçileri ve küçük köylüler için demokrasiyi yaratmýþtýr.
Dünya, nüfusunun çoðunluðu tarafýndan kullanýlan siyasal iktidarý, bu çoðunluk tarafýndan fiilen kullanýlan iktidarý, sovyet yönetimindeki benzer bir biçimde bugüne dek henüz gormemiþtir.
Bu demokrasi, sömürücülerin ve onlarýn suç ortaklarýnýn "özgürlüðünü" baský altma alýr; sömürme "özgürlüðünden" açlýk üzerine kurulan "özgürlükten", sermayenin egemenliðini yeniden kurma mücadelesi "özgürlüðünden", kendi ülkelerinin (sayfa 282) iþçileri ve köylülerine karþý yabancý burjuvazi ile anlaþmaya girme "özgürlüðünden" bunlarý yoksun býrakýr.
Býrakýn Kautsky böyle bir özgürlüðü savunsun. Ancak marksizmin döneði, sosyalizmin döneði bunu yapabilir.
Ýkinci Entemasyonalin, Hilferding ve Kautsky gibi ideolojik önderlerinin iflasý, bunlarýn, sovyet, ya da proleter demokrasisinin önemini, onun Paris Komünü ile olan baðýntýsýný, tarihteki yerini, proletaryanýn bir diktatörlük biçimi olarak onun gerekliliðini kavramadaki son derece yetersizliklerini hiç bir þeyde böylesine çarpýcý bir biçimde ifade etmemiþtir.
Die Freiheit gazetesi, "Baðýmsýz" (namý diðer orta sýnýf, darkafalý, küçük-burjuva) Alman Sosyal-Demokrat Partisi organý, 17 Þubat 1915 tarihli 74. sayýsýnda, "Almanya Devrimci Proletaryasýna" bir bildiri yayýnladý.
Bu bildiri, parti yöneticileri ve partinin bizim Kurucu Meclisin Alman çeþitlemesi olan bütün Ulusal Meclis üyeleri tarafýndan imzalanmýþtýr.
Bu bildiri, Scheidemann'larýn Ýþçi Konseyleri'ni ortadan kaldýrma isteklerini suçlamaktadýr ve konseylerin, Meclis ile bileþtirilmesini, konseylere belki siyasal haklar saðlanmasýný ve anayasada belli bir yer verilmesini -gülmeyin- önermektedir.
Burjuvazinin diktatörlüðü ile proletaryanýn diktatörlüðünü uzlaþtýrmak, birleþtirmek! Ne de kolay! Ne de parlak bir darkafalý fikir!
Üzülecek tek þey , bunun, Kerenski zamanýnda birleþmiþ menþeviklerle sosyalist-devrimciler, þu kendilerini sosyalist sanan küçük-burjuva demokratlarý tarafýndan Rusya'da denenmiþ olmasýdýr.
Marx'ý okuyan ve kapitalist toplumda, her aðýr durumda, her ciddi sýnýf çatýþmasýnda, seçeneðin ya burjuvazinin diktatörlüðü ya da proletaryanýn diktatörlüðü olduðunu anlamayan her insan, Marx'ýn iktisadi ve siyasal öðretilerinden hiç bir þey anlamamýþtýr.
Ama, Hilferding'in, Kautsky'nin ve ortaklarýnýn, burjuvazinin diktatörlüðü ile proletaryanýn diktatörlüðünü banþçýl (sayfa 283) yoldan birleþtirme yolundaki parlak darkafalý düþünceleri, eðer bu pek ilginç ve pek komik 11 Þubat bildirisinin içine yerleþtirilen iktisadi ve siyasal zýrvalarý kapsamlý olarak ele almak gerekirse, özel bir inceleme ister. Bunun bir baþka makale için bir baþka zamana býrakýlmasý gerekecektir. (sayfa 284)
Moskova, 15 Nisan 1919
N. Lenin